Günce
12-20-2009, 23:40
([Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir.])
Cumhuriyet'le birlikte plajlara dönüşecek olan deniz hamamları 1870'lerin İstanbul'unda, genç kadın ve erkeklerin yaz aylarında tatmin ettikleri 'asri bir zevk' idi. Deniz hamamları bir süre sonra Anadolu sahillerinde de göründü.
[Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir.] ([Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir.])
DENİZE GİRMENİN TARİHİ
Denize girmenin, yüzme*nin, güneşlenmenin tarihi 1800'lerden başlamış. Ancak modern zamanların ya da o zamanki deyişle 'asrî zaman*ların' bir parçası olan plajlar, 19. Yüzyıl'ın sonlarına doğru moda olmuş. Bu eğlence ve dinlence kültürü, Kral VII. Edward'ın ortaya attığı 'hafta sonu tatili' düşüncesiyle, gide*rek büyümüş, İngiltere ve Fransa sahillerden başlayarak tüm dünyaya yayılmış.
[Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir.] ([Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir.])
Ülkemizde ise, Osmanlı toplum yapısına göre şekillen*miş 'deniz banyosu' kültürü. 'Deniz banyosu' sözcüğünden de anlaşılacağı üzere, 'yüzme' yerine 'yıkanma' ya da 'serin*leme' edimi ağır basmış o za*manlar...
[Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir.] ([Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir.])
19. Yüzyıl'ın ilk çeyreğin*den başlayarak deniz hamam*larının sayısı hızla artar İstanbul'da. Kayıtlara göre en ün*lüleri, en fazla rağbet görenle*ri Yeşilköy, Bakırköy, Kumkapı, Yenikapı, Salıpazarı, Ortaköy, Bebek, Tarabya, Çengelköy, Moda, Fenerbah*çe, Salacak, Caddebostan, Bostancı gibi semtlerde bulu*nan deniz hamamlarıydı...
[Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir.] ([Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir.])
Nasıl ortaya çıktılar?
Bir dönemin plajları sayılabilecek deniz hamamları, önceleri İstanbul'un varsıl kişilerinin kendilerine ait, deniz kıyısında, yalılarının ününe yaptırdıkları küçük kulübelerden oluşuyordu. Daha sonra 'umumî deniz hamamları' açılmaya başladı. Reşat Ekrem Koçu'dan öğrendiğimize göre, 1826 ila 1850 yılları arasında İstanbul'da üç tane deniz hamamı bulunmaktaymış. 1875 yılına geldiğimizde bu sayının 62 olduğunu görürüz. Bunların 34'ü erkeklerin, 28'i kadınların kullanımına açıktır... Sahillerden denize girmek yasak olduğundan, deniz hamamları İstanbulluların yaşamlarında önemli bir yer edinmeye başlar.
[Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir.] ([Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir.])
KADIN-ERKEK AYRIMI
Eski günlerde deniz mevsi*mi gelince -ki bunu karpuz kabuğunun denize düştüğünü görünce anlarlarmiş- deniz hamamları kurulur ve sıcaklardan bunalanların hizmetine açılırmış... 'Kurulurmuş' diyo*ruz; çünkü gerçekten her yıl yeniden kurulurmuş. Tahta*lardan yapılan genellikle 35 metreye 20 metre bir havuz ve bir iskele üzerinde bir kulübe düşünün. Bu kulübede de so*yunma odaları bulunurmuş. Deniz hamamlarına yine tahta bir köprüden geçilerek ulaşılırmış.
[Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir.] ([Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir.])
Sermet Muhtar Alus, 1939'da Yeni Mecmua'ya yaz*dığı 'Eski Deniz Salaları' yazı*sında deniz hamamlarının en görkemli dönemini yaşadığı günleri anlatır: "İstanbul da Büyükada ve Boğaziçi'nde otu*ran kesesi dolgun, mahdut kimselerin küçürek küçürek hususi deniz hamamlan mev*cuttu... Ekseriyet, umumi ha*mamlara taşınıp dururlardı. Onlar da muayyen yerlerde, is*tanbul tarafındakiler, Galata Köprüsü'ne bitişik; Kumka pı'da, Samatya'da... Boğaziçi'ndekiler Bebek'te, Büyükdere'de, Yenimahalle'de, Anado*lu yakasındakiler de sırasile Haydarpaşa'da, Küçük Moda'da, Fenerbahçe'de, Caddebostanı'nda, Bostancı'da, Mal*tepe'de."
[Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir.]
'Deniz hamamları' demek*teyiz, çünkü kadın ve erkek olarak iki ayrı hamam kuru*lurmuş. Ve mümkün olduğu kadar da birbirinden uzağa kurulurmuş. Uzak yapılırmış ki, o zamanın çapkınları -kro*nolojik sırasıyla 'Meşrutiyet çapkınları', 'Hürriyet çapkın*ları' ve hatta 'Cumhuriyet çapkınları'- suya dalar ve ka*dınlar hamamının tahta per*delerinin altından kadınları 'iskandil' ederlermiş.
Unutmadan ekleyelim, de*niz hamamlarının intizamı ve 'namusu' sandallarla dolaşan bekçilerden sorulurmuş. Bek*çiler, denizdeki en küçük kı*pırtıyı, dalgalanmayı bile kontrol eder, çapkın 'denizaltlılara' geçit vermezlermiş...
Şimdi de Hikmet Feridun Es'in kaleminden (Eski Deniz Hamamları, Hayat, 23 Eylül 1965), deniz hamamlarının gündelik yaşamdaki yerini okuyalım:"Sokağın başında iki lev*ha: 'Hanımlara Mahsus Deniz Hamamı' ve 'Beylere Mahsus Deniz Hamamı'. Her tarafı tahtalarla kaplı bir konak yavrusu büyüklüğünde, muaz*zam bir portakal sandığını ha*tırlatan, eski salaş deniz ha*mamlarına yine tahta köprü*lerden geçilerek girilirdi. Ha*mamlar yan yana bulunduğu için, giriş sokakları da ekseri*ya aynı olurdu. Kadınlar, ha*mamın harem kısmına, yani 'Hanımlara mahsus' olan köprüye saptıkları zaman, er*kekler hayaller dolusu gözler*le onların arkasından dalıp dalıp kalırdı. Çünkü deniz hamarnlarının müşterisi, sıcak sulu mahalle hamamlarının müşterilerine benzemezdi. Sı*cak sulu hamamlara ihtiyarlar da, babayaniler de giderdi. Halbuki o zamanlar denize gitmek ihtiyacı duyanlar daha ziyade gençler, asrî zevkli kimselerdi."
[Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir.]
PLAJLARA DÖNÜŞÜM
Sonunda, deniz hamamla*rı plajlara dönüştü. Önceleri, deniz kıyılarında yapılan kulübelerde, havuzlarda denize giren insanlar giderek daha fazla Özgürlük isteğiyle tahta perdeleri kaldırırlar. Ve İstan*bullular plajla tanışır. Flor*ya'nın deniz kenarı 1920'lerde hareketlenmeye başlar, Sovyet Devrimi'nden kaçan Beyaz Rusların bîr bölümü buraya yerleşir. Rusların Flor*ya'da kadın, erkek birlikte de*nize girmelerinin ardından, 'kadın' ve 'erkek' bölümleriy*le ikiye ayrılan deniz hamam*ları yavaş yavaş tarihe karışır.
1926'da İstanbul Büyükdere'de açılan 'Beyazpark Ga*zinosu ve Deniz Banyosu'nda, kadınlara ve erkeklere ait ol*mak üzere iki deniz hamamı bulunuyordu. Deniz hamamlarının birbirine çok yakın ol*masını 'ahlâka aykırı' bulanlarm, tesisin kapatılması için dilekçe verdiği günlerde Beyazpark'a gelen Mustafa Ke*mal, bu durumu öğrendiğin*de; "Kadın-erkek ayrımı ne oluyor? Burada doğru olma*yan şey, aradaki mesafenin azlığı değil, deniz hamamında hâlâ haremlik ve selamlık aranmasıdır" der. Mustafa Kemal'in bu sözlerinin peşi sı*ra deniz hamamları, tarihinde yeni bir döneme kapı aralar. Kadınlar ve erkekler aynı me*kanda, birlikte denize girmeye başlarlar.
Cumhuriyet'le birlikte plajlara dönüşecek olan deniz hamamları 1870'lerin İstanbul'unda, genç kadın ve erkeklerin yaz aylarında tatmin ettikleri 'asri bir zevk' idi. Deniz hamamları bir süre sonra Anadolu sahillerinde de göründü.
[Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir.] ([Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir.])
DENİZE GİRMENİN TARİHİ
Denize girmenin, yüzme*nin, güneşlenmenin tarihi 1800'lerden başlamış. Ancak modern zamanların ya da o zamanki deyişle 'asrî zaman*ların' bir parçası olan plajlar, 19. Yüzyıl'ın sonlarına doğru moda olmuş. Bu eğlence ve dinlence kültürü, Kral VII. Edward'ın ortaya attığı 'hafta sonu tatili' düşüncesiyle, gide*rek büyümüş, İngiltere ve Fransa sahillerden başlayarak tüm dünyaya yayılmış.
[Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir.] ([Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir.])
Ülkemizde ise, Osmanlı toplum yapısına göre şekillen*miş 'deniz banyosu' kültürü. 'Deniz banyosu' sözcüğünden de anlaşılacağı üzere, 'yüzme' yerine 'yıkanma' ya da 'serin*leme' edimi ağır basmış o za*manlar...
[Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir.] ([Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir.])
19. Yüzyıl'ın ilk çeyreğin*den başlayarak deniz hamam*larının sayısı hızla artar İstanbul'da. Kayıtlara göre en ün*lüleri, en fazla rağbet görenle*ri Yeşilköy, Bakırköy, Kumkapı, Yenikapı, Salıpazarı, Ortaköy, Bebek, Tarabya, Çengelköy, Moda, Fenerbah*çe, Salacak, Caddebostan, Bostancı gibi semtlerde bulu*nan deniz hamamlarıydı...
[Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir.] ([Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir.])
Nasıl ortaya çıktılar?
Bir dönemin plajları sayılabilecek deniz hamamları, önceleri İstanbul'un varsıl kişilerinin kendilerine ait, deniz kıyısında, yalılarının ününe yaptırdıkları küçük kulübelerden oluşuyordu. Daha sonra 'umumî deniz hamamları' açılmaya başladı. Reşat Ekrem Koçu'dan öğrendiğimize göre, 1826 ila 1850 yılları arasında İstanbul'da üç tane deniz hamamı bulunmaktaymış. 1875 yılına geldiğimizde bu sayının 62 olduğunu görürüz. Bunların 34'ü erkeklerin, 28'i kadınların kullanımına açıktır... Sahillerden denize girmek yasak olduğundan, deniz hamamları İstanbulluların yaşamlarında önemli bir yer edinmeye başlar.
[Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir.] ([Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir.])
KADIN-ERKEK AYRIMI
Eski günlerde deniz mevsi*mi gelince -ki bunu karpuz kabuğunun denize düştüğünü görünce anlarlarmiş- deniz hamamları kurulur ve sıcaklardan bunalanların hizmetine açılırmış... 'Kurulurmuş' diyo*ruz; çünkü gerçekten her yıl yeniden kurulurmuş. Tahta*lardan yapılan genellikle 35 metreye 20 metre bir havuz ve bir iskele üzerinde bir kulübe düşünün. Bu kulübede de so*yunma odaları bulunurmuş. Deniz hamamlarına yine tahta bir köprüden geçilerek ulaşılırmış.
[Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir.] ([Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir.])
Sermet Muhtar Alus, 1939'da Yeni Mecmua'ya yaz*dığı 'Eski Deniz Salaları' yazı*sında deniz hamamlarının en görkemli dönemini yaşadığı günleri anlatır: "İstanbul da Büyükada ve Boğaziçi'nde otu*ran kesesi dolgun, mahdut kimselerin küçürek küçürek hususi deniz hamamlan mev*cuttu... Ekseriyet, umumi ha*mamlara taşınıp dururlardı. Onlar da muayyen yerlerde, is*tanbul tarafındakiler, Galata Köprüsü'ne bitişik; Kumka pı'da, Samatya'da... Boğaziçi'ndekiler Bebek'te, Büyükdere'de, Yenimahalle'de, Anado*lu yakasındakiler de sırasile Haydarpaşa'da, Küçük Moda'da, Fenerbahçe'de, Caddebostanı'nda, Bostancı'da, Mal*tepe'de."
[Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir.]
'Deniz hamamları' demek*teyiz, çünkü kadın ve erkek olarak iki ayrı hamam kuru*lurmuş. Ve mümkün olduğu kadar da birbirinden uzağa kurulurmuş. Uzak yapılırmış ki, o zamanın çapkınları -kro*nolojik sırasıyla 'Meşrutiyet çapkınları', 'Hürriyet çapkın*ları' ve hatta 'Cumhuriyet çapkınları'- suya dalar ve ka*dınlar hamamının tahta per*delerinin altından kadınları 'iskandil' ederlermiş.
Unutmadan ekleyelim, de*niz hamamlarının intizamı ve 'namusu' sandallarla dolaşan bekçilerden sorulurmuş. Bek*çiler, denizdeki en küçük kı*pırtıyı, dalgalanmayı bile kontrol eder, çapkın 'denizaltlılara' geçit vermezlermiş...
Şimdi de Hikmet Feridun Es'in kaleminden (Eski Deniz Hamamları, Hayat, 23 Eylül 1965), deniz hamamlarının gündelik yaşamdaki yerini okuyalım:"Sokağın başında iki lev*ha: 'Hanımlara Mahsus Deniz Hamamı' ve 'Beylere Mahsus Deniz Hamamı'. Her tarafı tahtalarla kaplı bir konak yavrusu büyüklüğünde, muaz*zam bir portakal sandığını ha*tırlatan, eski salaş deniz ha*mamlarına yine tahta köprü*lerden geçilerek girilirdi. Ha*mamlar yan yana bulunduğu için, giriş sokakları da ekseri*ya aynı olurdu. Kadınlar, ha*mamın harem kısmına, yani 'Hanımlara mahsus' olan köprüye saptıkları zaman, er*kekler hayaller dolusu gözler*le onların arkasından dalıp dalıp kalırdı. Çünkü deniz hamarnlarının müşterisi, sıcak sulu mahalle hamamlarının müşterilerine benzemezdi. Sı*cak sulu hamamlara ihtiyarlar da, babayaniler de giderdi. Halbuki o zamanlar denize gitmek ihtiyacı duyanlar daha ziyade gençler, asrî zevkli kimselerdi."
[Linkleri Sadece Kayitli Uyelerimiz Gorebilir.]
PLAJLARA DÖNÜŞÜM
Sonunda, deniz hamamla*rı plajlara dönüştü. Önceleri, deniz kıyılarında yapılan kulübelerde, havuzlarda denize giren insanlar giderek daha fazla Özgürlük isteğiyle tahta perdeleri kaldırırlar. Ve İstan*bullular plajla tanışır. Flor*ya'nın deniz kenarı 1920'lerde hareketlenmeye başlar, Sovyet Devrimi'nden kaçan Beyaz Rusların bîr bölümü buraya yerleşir. Rusların Flor*ya'da kadın, erkek birlikte de*nize girmelerinin ardından, 'kadın' ve 'erkek' bölümleriy*le ikiye ayrılan deniz hamam*ları yavaş yavaş tarihe karışır.
1926'da İstanbul Büyükdere'de açılan 'Beyazpark Ga*zinosu ve Deniz Banyosu'nda, kadınlara ve erkeklere ait ol*mak üzere iki deniz hamamı bulunuyordu. Deniz hamamlarının birbirine çok yakın ol*masını 'ahlâka aykırı' bulanlarm, tesisin kapatılması için dilekçe verdiği günlerde Beyazpark'a gelen Mustafa Ke*mal, bu durumu öğrendiğin*de; "Kadın-erkek ayrımı ne oluyor? Burada doğru olma*yan şey, aradaki mesafenin azlığı değil, deniz hamamında hâlâ haremlik ve selamlık aranmasıdır" der. Mustafa Kemal'in bu sözlerinin peşi sı*ra deniz hamamları, tarihinde yeni bir döneme kapı aralar. Kadınlar ve erkekler aynı me*kanda, birlikte denize girmeye başlarlar.